Türkiye’yi zayıf görmek isteyenler üzüldü

Türkiye’de seçimler suhuletle sona erdi. Ama artçıları dört bir tarafı, olumlu-olumsuz, sarsmaya devam ediyor.

Bilinir ya da bilinmez, aydınlık ya da karanlık tüm imkanlarını seferber edip sandıktan önce seçimi akıllarında bitirenler tabi ki büyük bir hayal kırıklığı yaşıyor. Algı yönetimi yapmak istediler ama algı asıl kendilerini vurdu. Seçimlerin şeffaflığına da söz edemedikleri için şimdilik şaşkınlıklarından suskunlar ama bir müddet sonra diğer enstrümanlarını hiç şüphesiz devreye sokacaklardır.

Bir de diğer kesim vardı, Türkiye’nin şefkat elinin uzandığı yüzbinler belki de milyonlar. Duadan başka metaları yoktu ama Allah onların gönlüne göre verdi. Sevinçleri görmeye değerdi. Şefkat eli uzanmaya devam edecek. Cumhurbaşkanı Erdoğan zaferiyle ilgili olarak İslam coğrafyasından aldığımız görüşleri yayınlamaya devam ediyoruz.

Abdullah Enes (Siyasi analist-Cezayir)

Tarihi dönüşüm

28 Mayıs 2023’de Türkiye’de başkanlık seçimlerinin ikinci turunda meydana gelmiş olan dönüşüm, tarihin kayıtları arasına girmiş olan bir dönüşümdür. Çünkü bu AK Parti ya da Erdoğan ile sınırlı bir dönüşüm değildir. Tüm Türkiye halkını tüm kesimleri ile bir araya getirmiş olan bir dönüşümdür. Arkasında ise tüm üçüncü dünya ülkeleri, Arap dünyası ve İslam dünyası vardır. Çünkü bu dönüşümün sonrası da vardır.

Bu başarının, bu tarihi ve nitelikli dönüşümün arkasında basiretli ve düzgün siyasi liderlik olmadan gerçekleşmesi mümkün değildi. İşte Erdoğan bu görevi yerine getirmiştir. Ondan önce de Merhum Necmeddin Erbakan’ı unutmamak gerekir. Asıl süreci başlatan ise Merhum Şehit Adnan Menderes’tir.

Türkiye’de 28 Mayıs’ta gerçekleşen dönüşümün ileriye doğru Arap dünyasında etkileri olacaktır. Belirtileri açıktır. Gösteriye müsaade edilen ülkelerde insanların köşe bucaktan çıkıp bunu kutlaması tesadüf değildir. Müsaade edilse idi, insanlar her yerde sokaklara fırlardı.

Aynı şekilde Avrupa devletlerinin başkentleri ve diğer ülkelerde gördüklerimiz ise Türkiye demokrasi tecrübesinin bu coğrafyalara yansımasının bir delilidir. Türkiye bu itibarı, süreci başlatan Erdoğan ve AK Parti’deki çalışma arkadaşlarının siyasi basireti ve bilge liderliğine borçludur.

Benim bizzat bir tecrübem oldu; kaderin projelerini tamamlamasına müsaade etmediği bu tür bir liderin, dostum Merhum Ahmet Şah Mesut’un yanında bulundum.

Bu tür liderlerden projesini tamamlamaya imkân bulanlar olsun, imkân bulamayanlar olsun siyasi basiret, siyasi yetenek, ciddiyet, işine dört elle sarılmak gibi ortak bir özellikleri vardır.

Erdoğan kendi toplumu nezdinde tarihi dönüşüm noktasının gerçekleşmesi sebeplerini oluşturarak Gandi, Nelson Mandela, George Washington, Emir Abdulkadir gibi tarihin büyük şahsiyetleri listesinde kendisine şimdiden yer bulmuştur.

Prof. Dr. Numan Aruç (Makedonya Bilimler ve Sanatlar Akademisi-Üsküp)

İstikrar, huzur ve istikbal

Bu seçimlerde üç kavram öne çıktı: İstikrar, huzur ve istikbal.

İstikrar ile ilgili söylemek gerekirse ehil Türk milleti ehil olanı tercih etti. Yıllarca, belediye, hükümet ve devleti yönetmekte üstün başarı ortaya koymuş bir kişiyi, Reis Erdoğan’ı seçti. Türk milleti Türkiye’nin istikrarsızlaştırılmasını değil istikrar halini tercih etti.

Zaten ister Türk ananesinde isterse de Türk-İslam düşüncesinde, insanlık felsefesinde ehil olanın her zaman tercih edildiği ve bunun ise bir zorunluluk olduğu ortaya konulmaktadır.

İkinci kavram huzurdur. Türk milleti yıllarca muhteşem bir istikrar gördü, bütün çevresi ateş topuna döner iken, Türkiye halkı huzuru tercih etti. Yıllarca bu etrafındaki ateş çemberine rağmen Türk milletini huzur ve rahatlık içerisinde yaşatan bir aklı, Recep Tayyip Erdoğan aklını tercih etti.

Üçüncü kavramımız istikbal idi. Türk milleti muhteşem bir istikbal vadediyor. O da Türk-İslam aklı, Türk-İslam düşüncesi, Türk-İslam stratejisidir. İşte Recep Tayyip Erdoğan önderliğinde kurulmuş Cumhur ittifakı bir Türk-İslam ittifakıdır. Kısaca, Türkler bu seçimlerde dünyaya yeni bir nizam ve düzen önermektedir.

Dr. Nur Muhammed Umera (İran ve Pakistan uzmanı)

Seçimler dünyanın en önemli olayıydı

Sömürgeci güçler ile uşakları arasındaki şiddetli savaşların ister Ukrayna topraklarında isterse Ortadoğu’da kulakları adeta sağır ettiği bir dönemde, Türkiye seçimleri tüm gözlerin kendisine çevrildiği dünyanın en önemli olayı haline geldi.

İslam ile laiklik arasındaki savaş bazılarının görmek istediği gibi olmadı, terazinin her iki tarafında da İslamcılar, laikler ve milliyetçiler bir araya geldi:

Bir tarafta, kalkınmacı bir strateji ve siyaset vizyonuna ve ülkeyi bağımlılıktan kurtaracak kalkınmacı planlara sahip, insanı özgürlük ve haysiyetin tüm anlamlarına yükselten tecrübeli bir ekip vardı.

Zahirde rekabet, seccadenin üstüne ayakkabıya basan ile Allah’a şükrünü yerine getirmek için ona secde eden arasında gibi gözükse de, bir tarafta küresel çapta siyasi ve askeri kanatları dahil bir araya gelmiş tüm sömürgeci güçler ve onlara eklemlenmiş kötülüğün dostları vardı.

ABD’nin Afgan topraklarında uğradığı hezimet ve dolasıyla dünya sahnesinde rolünün gerilemesi, Çin ejderhasının zuhuru, Rusların geri dönüşü, Türkiye’nin devleşmesi ve İslam Baharı gibi dünyada gerçekleşen hadiselerin tamamı, hiç şüphesiz, semalarda ezan seslerinin yankılanacağı yeni bir şafağın ağaracağına delalet etmektedir.

Muhammed Abdi Rage (Kenya-Afrika Boynuzu Barış Girişimleri ve İnsani Yardım Uzmanı)

Erdoğan, Somali’nin başını yaslayabileceği bir omuz

Cumhurbaşkanlığı seçiminde kendilerine kimin liderlik etmesi gerektiğine dair kesin kararı veren ve tercihini Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğini sürdürmesi yönünde kullanan Türkiye halkını tebrik ediyorum.

Somali ve Afrika Boynuzunda yıkıcı bir kuraklığın yaşandığı bir dönemde, benim de şahitlik ettiğim ve katkım bulunan, Somali ile Türkiye arasındaki ikili ilişkilerin temelini 2011 yılında bizzat atan Sayın Erdoğan’ın liderliğine sağlam bir inancım var.

Yeniden seçilmesi, Türkiye’nin sağlam ve güvenilir bir liderlik altında olduğu güvencesi vermektedir. Bu durum, dünya ölçeğinde ve özellikle İslam dünyasında takdire şayandır.

Aslında Türkiye dışından insanlar Türkiye’de bir cumhurbaşkanı seçecek olsalardı, dış dünyadan ve özellikle İslam dünyasından oy çokluğu ile yine başkanlığı kazanırdı.

Erdoğan bu seçimi kazanarak sadece rakibi Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nu değil, dünya siyasetinde tekelleşmek isteyen ve her ne her ne pahasına olursa olsun kendisinden kurtulmak isteyen ve bu yönde tüm enstrümanlarını devreye sokan karanlık güçleri de yendi.

Dünya ölçeğinde ve İslam dünyasında onun liderliğine güvenen, Türkiye liderliğine güvenen insanlar için onun seçildiği günün sabahı en güzel haberlerden birini aldıkları bir gün oldu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yeniden seçilmesi, Somali için bir talih zaferidir. Bu Somali’nin çok ihtiyaç duyduğu desteği ağabeyinden alacağı ve başını yaslayacağı sürekli bir omuzun bulunacağı manasına gelir.

Lütfü Ballek (Prizren eski Müftüsü-Kosova)

Anadolu evladının başka yolu yoktu

Türkiye çok heyecanlı bir seçim süreci geçirdi. Katılımıyla, oy oranıyla, oy dağılımı ile dünyaya güzel bir demokrasi dersi verdi. Allah’a şükürler olsun her şey normale döndü. Allah Türkiye’mize zeval vermesin.

Seçimlerden sonra Türkiye dostları sevindi, Türkiye düşmanları, Türkiye’yi zayıf görmek isteyenler üzüldüler.

Maalesef sadece içeridekiler değil, dışarıdakiler de müdahale edip, algı yaratıp, kafa karıştırmaya panik ortamı oluşturmaya gayret ettiler. Ama elhamdülillah başaramadılar.

Onların unuttukları bir şey var: Anadolu evladının başka yolu yok. Onlar vatanına, Cumhurbaşkanına sahip çıktılar.

Gönüllerde oy verenler

Diğer taraftan milyonlarca insan, sandığa gidemedi, oy kullanamadı. Çünkü onlar Türkiye dışında yaşayan, inanan insanlardır: TC kimlikleri, vatandaşlıkları yoktur, ama onlar Türkiye’yi kalplerinde, dualarında tutmaktadırlar. Türkiye’ye gıpta ile bakmaktadırlar. Türkiye’yi severler, Türkiye için çok dua ederler. Çünkü Türkiye onlar için son İslam kalesidir. Son İslam kalesinin yıkılmaması için daima dua ederler.

Bu sefer Recep Tayyip Erdoğan’ın kazanması için dua ettiler.

Türkiye dışındaki Türkiye sevdalılarına baktığımız zaman karşımıza şöyle bir manzara çıkıyor: Recep Tayyip Erdoğan’ın yeniden cumhurbaşkanı seçilmesine Bosna sevindi, Kosova sevindi, Makedonya sevindi. Cadde ve sokaklar zaferi kutlayanlarla doldu taştı.

Filistin sevindi, Mescidi Aksa’nın önünde mahşeri kalabalık toplanıp Türkiye için, güzel günler için dua ettiler.

Ana kucağı Türkiye

Bizim için Türkiye bir ana kucağıdır. Ana vatandır. Baba diyarıdır. Huzur verir. Türkiye yıllardır kapılarını açıp dünyanın her tarafından öğrencilere eğitim imkanı sundu. Türkiye kapılarını açtı, dünyanın her tarafından insanlar sıhhat bulmak koştu. Türkiye kapılarını açtı, bir çok insana huzur verdi, ekmek verdi.

Bu önümüzdeki beş yıl çok önemlidir. Çünkü, dünya dengeleri bozuluyor, dünya çok gergin. Dünyanın barışa ihtiyacı vardır. Türkiye bölgesel bir güçtür. Bunu dışarıdakiler biliyor ve farkındalar.

Ama maalesef Türkiye’de yaşayan bazı kesimler bunun farkında değiller. Yarın Türkiye’nin daha da güçlü olmasını için dua ediyoruz. Çünkü güçlü bir Türkiye huzurlu bir dünya demektir. Güçlü bir Türkiye, dünyanın her tarafında, ayrım yapmaksızın mazluma güven ve huzur veren bir ülkedir. Mazlumun ne gözünün yaşı ve ne de kanının akmasına müsaade eder.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

xxx