Konya’da bulundu: Tam üç bin yıllık atölye

İlçeye 10 kilometre mesafede 5 hektar büyüklüğündeki Gökhöyük, 1950’lilerde James Mellaart tarafından yapılan araştırmalarda tespit edildi.

Uzun yıllar çalışmanın yapılmadığı ve “Kanal Höyük” olarak da adlandırılan yerde, DSİ’nin 2002’de höyüğün doğusunda toprak alımı sırasında arkeolojik eserlerin çıkmasıyla Konya Müze Müdürlüğü uzmanlarınca 2002-2005 yıllarında kurtarma kazısı yapıldı.

ÇATALHÖYÜK’E BENZER MIMARI YAPILAR ORTAYA ÇIKTI

Gökhöyük Kazı Başkanı Selçuk Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Doktor Öğretim Üyesi Ramazan Gündüz, höyükte 2019’da alınan izinle yüzey araştırması yaptıklarını söyledi.

Bölgede 3 yıl süren çalışmalarda Gökhöyük çevresinde Neolitik ve Tunç Çağı’na ait yerleşmeleri tespit ettiklerini belirten Gündüz, “Yüzey araştırmasının devamında 2023’te arkeolojik kazılara başladık. Gökhöyük’te en üstte Demir Çağ katmanları yer almaktadır. Kurtarma kazılarından ve yüzeyde bulduğumuz malzemelerden de anladığımız kadarıyla burada Demir Çağı, altında Tunç Çağı onun altında da Kalkolitik ve Neolitik döneme tarihlenebilecek kültür tabakaları yer almaktadır.” ifadelerini kullandı.

Gündüz, alandaki Neolitik dönem buluntuların, Çatalhöyük ile önemli derecede benzer olduğuna işaret ederek, “Kerpiçten yapılan evler ve içi, döşemelerinde özellikle mimari anlamda benzerliği ortaya koymaktadır. Bunun dışında ev içi gündelik eşya diyebileceğimiz seramikler ve bunların dışında obsidyen (volkanik cam formunda taş) ok uçlarının da benzer olduğunu söyleyebiliriz. Önümüzdeki yıllarda açığa çıkarılacak mimari yapılardan, Çatalhöyük’te olduğu gibi çok heyecan verici verilere ulaşabiliriz.” diye konuştu.

“ÇOK SAYIDA TEZGAH AĞIRLIKLARI VE AĞIRŞAK BULDUK”

Höyüğün zirvesinde başlayan açmada önemli buluntulara ulaştıklarını anlatan Gündüz, şöyle devam etti:

“Höyüğün en üst kotunda yapılan kazılarda açığa çıkan taş örgülü duvarlardan Demir Çağı (Milattan önce 1200-330) mimari yapısını ortaya çıkardığımızı düşünüyoruz. Bu mimari yapı içinde özellikle orta Demir Çağı’nın karakteristik seramiklerini tespit ettik. Bunların dışında çeşitli pişmiş toprak eserler ve aletleri de açığa çıkardık. Söz konusu yapının bir kısmının depolamaya yönelik kullanıldığı bu alandan çıkan büyük pithos (büyük saklama kabı) parçalarından anlaşılmaktadır. Yapının diğer kısmında genellikle dokumaya yönelik kullanıldığını bildiğimiz çok sayıda tezgah ağırlıkları ve ağırşak (dokumada kullanılan alet) bulduk. Bu da burada olası bir dokuma atölyesi olduğunu düşündürüyor. Söz konusu dokuma için gerekli yünün elde edilmesi ise burada yaşayan insanların küçükbaş hayvanlara sahip olduğu şeklinde değerlendirilebilir. Kazılarda açığa çıkan küçükbaş hayvan kemikleri de bu düşüncemizi desteklemektedir.”

Gündüz, bulguların bu yapının bir kısmının ağıl, diğer kısmının ise atölye ve yaşam alanı olarak kullanılmış olabileceğini gösterdiğini sözlerine ekledi.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

xxx